Toprak, Su, Rüzgar, Ateş: Bedende Hareketi Anlamak

Bu yazı, son dönemde derslerde sıkça açtığım elementler ve hareket ilişkisine dair kısa bir bakış.

Bu konuda samimiyetle önereceğim üç nokta var.

1- Elementlere yalnızca somatik karşılıklarıyla bakmak

Psikolojik açılımlara, sorgulamalara, “bende neye denk geliyor?” gibi yerlere hiç gitmeden; tamamen bedensel karşılıklarıyla bakmak.

Dolayısıyla soru “ne eksik?” değil, “ne var?” olabilir. Çünkü zihin çoğu zaman eksiği ve hatayı görmeye daha alışık. Beden ise hep burada, anın içinde. Bedeni hayatın pozitif tarafı, yani var olan tarafı olarak görebiliriz. Bu yüzden bedenle çalışırken var olanı görmeye başlıyoruz.

Bu perspektiften elementlere şöyle bakabiliriz:

Toprak: elle tutulur, gözle görülür, en müspet element.
Bedende duruş, burada olma ve şekil farkındalığı.

Su: akışkan ve yumuşak element.
Bedende akışkanlık, yumuşama ve beraberinde açığa çıkan hisler.

Rüzgar: uçan, esen, hareket eden element.
Bedende nefesin akışı.

Ateş: ısıtan, canlılık ve enerji veren element.
Bedende ısı, canlılık ve enerjinin kullanımı.

2- Bu somatik karşılıkların birbiriyle ilişkilenmesini anlamak

Dünyada yaşam da böyle oluştu. Dünya gezegenindeki toprak ve suyla, rüzgar ve ateş öyle bir buluştu ki burada yaşam oluştu.

Biz de bu yaşamın içinde, elementlerin dengeli olduğu yerlerde daha iyi hissediyoruz. Bütün hayatımızı çölde geçirmek istemeyiz mesela. Sulanmış, yumuşak ve verimli bir toprağın olduğu; biraz rüzgarın estiği, oraya canlılık verecek kadar güneşin olduğu yerlerde daha rahat ederiz.

Elementleri tüm sadeliğiyle anlayıp, birbirleriyle ilişkilerinin farkındalığıyla hareket ettiğimizde kendi bedenimizde de bu iklimi bulabiliriz.

3- Hareketi bu birleşmenin içinden anlamak

Yoga zaten “birleşme” demek biliyorsunuz.

Hareketin içinde toprağın, suyun, rüzgarın ve ateşin aynı anda var olduğunu hissetmek. Şeklin, yumuşaklığın, nefesin ve canlılığın birbiriyle var olduğunu, birbirini desteklediğini görmek.

Elementleri bu kadar sade anlamak ve bu iklimde uygulama yapmak bence çok önemli. Çünkü bu uygulama, psikolojik açılımların da zamanla kendi doğasında belirmesini destekliyor.

Buna bakım yaptığınız bir çiçek gibi bakabilirsiniz. Çiçeğe toprağını, suyunu verir, toprağını havalandırır, ışık alan bir yere koyarsanız bitki en güzel cevabı kendi doğasında verir. Çiçeği “seni dönüştüreceğim” diye çekerseniz zarar verirsiniz.

Biz kendimizi doğadan ayrı görmeye çok alışığız. Oysa beden de bu topraktan, sudan, rüzgardan ve ateşten oluşuyor.

Hayatın doğal akışı içinde her zaman daha kolay aktığımız ya da zorlandığımız zamanlar olacak. Kayıplar ve zaferler, aşklar ve ayrılıklar, acı ve zevk, doğumlar ve ölümler olacak.

Yoga bir ilişkilenme çalışması. Elementlerin birbiriyle ilişkisini, oradaki dengeyi ve kapsayıcı bir şekilde bağ kurmayı öğrenmekle ilgili. Bir dönüşüm ve değişim projesi değil. Dönüşüm doğanın kendisinde zaten oluyor.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir