Maya ve Karma

Düzenlediğim yoga kamplarında, yaptığımız yoga asana uygulamaları ve farkındalık çalışmaları dışında, katılımcılarla sohbet etmek için de mümkün olduğunca zaman ayırmaya çalışıyorum. Bunun yoganın günlük hayatın akışı içine yayılmasına destek sunduğunu düşünüyorum.

Artvin’deki son kampımızda bir akşam yemeği sonrası yaptığımız böyle bir sohbette, sevgili öğrencilerimden biri bana karma hakkında ne düşündüğümü sordu. Bu tip gizemli ve klişeleşmiş kelimeler her an hikayelere dalarak oyalanmaya meyilli olan insan zihnini bu yönde tetikleyebiliyorlar. Bu yüzden, bu soruyu cevaplamadan önce biraz durdum. Ardından kelime seçimlerimde olabildiğince anlaşılır ve net olmaya çalışarak konu hakkındaki bildiklerimi anlatmaya başladım. Genelde bu sorular başkalarının da merak ettiği konulardan olabildiğinden, herkesin yararlanması için verdiğim cevabı buradan da paylaşmak istedim.

Karma, herşeyin birbiriyle neden-sonuç ilişkisi içinde bağlı olması demektir. Yapılan bütün hareketlerin bir sonucu vardır ve onlar da yeni hareketler doğururlar. Bunu anlayabilmek için, hayatın bütününe olabildiğince geniş bir şekilde bakmak gerekir. Karmayı yalnızca bir insanın yaptıklarının sonucunda, o insanın başına gelen olaylarla anlamaya çalışmak dar bir bakış açısıdır ve yanlış anlamalara neden olabilir.

Karmanın bir insan ömrüyle sınırlı tutularak anlaşılmaya çalışılması, hayatın yüzeyine bakıldığı zaman herkesin birbirinden ayrıymış gibi gözükmesinden kaynaklanır. Buna Sansktrit dilinde maya denir. Maya, ilüzyon demektir. Burada bahsedilen ilüzyon, şapkadan tavşan çıkarma gibi bir ilüzyon değil de, zaten şu anda gördüğünüzün bir ilüzyon olduğudur. Yani herşeyin birbirinden ayrıymış gibi gözükmesi ilüzyonun kendisidir.

Hayatın yüzeyi birbirinden ayrı parçalardan oluşuyormuş gibi gözükse de, derine indikçe aslında herşeyin birbirine bağlı olduğu görülür. Bunu anlamak için denizdeki dalgalar metafor olarak çok iyi bir örnektir. Dalgalar aynı diğer herşey gibi, birbirlerinden ayrıymış gibi gözükürler. Yüzeyde birbirlerinden ayrı gözükseler de, derinde birbirlerine bağlıdırlar. “Dalga” bir hareketin adıdır. Dalgalar doğar, büyür ve kaybolur. Görüntüde kaybolan bir dalganın etkisi aslında sonsuza kadar sürer. Bu bütün dalgalar için geçerlidir. Hepsi birbirini etkilerler. İşte bu karmadır. İnsanlar da aynı dalgalar gibi birbirlerinden ayrı gözükürler. Yüzeyde birbirlerinden ayrı gözükseler de, derinde birbirilerine bağlıdırlar. Hareket halindedirler. İnsanlar da doğar, büyür ve kaybolurlar. Görüntüde kaybolan bir insanın etkisi aslında sonsuza kadar sürer. Bu bütün insanlar için geçerlidir. Hepsi birbirini etkiler. Dalgalara baktığınız zaman bunu görmek ve anlamak kolaydır. İnsanlara baktığınız zaman ise bu bağlantının anlaşılması daha zordur. Böylece ayrı olma ilüzyonuna düşmek kolaylaşır.

Bu bağlantı bilinçaltına bakıldığında da anlaşılabilir. Aynı okyanusun yüzeyindeki dalgalar gibi, bilincin yüzeyinde de hepimiz birbirimizden ayrı gözükürüz. Bilinçaltına indikçe ise hepimizin birbirimizle bağlı olduğumuz gözükür. Geçmişte yaşanmış veya yaşanamamış, sıkışmış veya ifade bulmuş bütün duygular, aynı okyanusta beliren dalgalar gibi, zamanla yeni ifadeler bulmak için bilinçüstünde belirirler. Dolayısıyla sizden nesiller önce yaşamış bir büyüğünüzün yaşadıkları sizin hayatınızı, sizin yaşadıklarınız da gelecek nesillerin hayatını etkiler.

Bu bağlantıyı göremeyen ve içine düştüğü ilüzyonda kendisini bütünle bağlantısı olmayan, ayrı bir “ben” zanneden insan, zamanla kibirlenerek kendisini hayattan da büyük görmeye başlayabilir. O zaman, yaptıklarının karşılığını kendi hayatında bulamadığında, hayatı sorgulamaya başlayabilir. Bu bir dalganın okyanusu yönetmeye çalışmasına ve bunu başaramadığında ona kızmasına benzer.

Karmayı anlayabilmek için herşeyin birbiriyle bağlantı içinde olduğunu ve yaptığınız her hareketin bir sonucu olduğunu bilmek yetmez. Bir taraftan ne kadar küçük olduğunuzun da farkında olmak gerekir. Dalga küçük, okyanus büyüktür. O doğrusunu bilir. Hayat kusursuz işler.